Pazartesi, Ocak 8 ·
SEN OLMASAN NE YAPARDIM BEN?
Yorum (yok) Yorum yaz!
Pazar, Ocak 7 ·
ARKADAŞLAR ZİYARETLERİNİZ BENİ MUTLU EDİYOR
LÜTFEN BİR SICAK DUA BIRAKMADAN ÇIKMAYIN BLOGUMDAN..
ZİRA BEN SİZE HEP DUA EDİYORUM..
Yorum (9) Yorum yaz!
Pazar, Ocak 7 ·

BLOGUMDAKİ YORUMLAR ÇOK DEĞERLİDİRLER
DOSTLARIMA BU VESİLE İLE YENİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.
BLOGUMDA İYİ GEZİNTİLER..
Yorum (2) Yorum yaz!
Pazar, Ocak 7 ·

BU SENE DERSLER ÇOK ZOR
KALBİM ÇARPIYOR ÇÜNKÜ HİÇ ÇALIŞMADIM 
ALLAH BANA AKIL FİKİR VERSİN
:)
AMİİİİN..
Yorum (7) Yorum yaz!
Pazar, Ocak 7 ·
BİLİŞİMCİ'NİN VAAZI
Bu kainatın öyle bir “donanım” cısı vardır ki,
bütün mevcudatı ve içinde yeryüzünü "create" (yaratmış) etmiş,
güneşi bir "power source" (güç kaynağı), ayı "system clock" (zamana referans) yapmış.
O “power source” dir ki kesintiye uğramaz ve o “system clock” tur ki şaşmaz ve şaşırmaz,
o donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir.
Bu zât ayni zamanda öyle yüce bir programcıdır ki,
su muazzam dünya üzerinde çalışacak şekilde koca “life programming” ini (hayat programını) yazmış, yüz binlerce yıldan fazladır, “error” verdirmeden, “crash” ettirmeden çalıştırıyor.
Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu “save” (kayıt) etmiş
ve yine o küçücük hücrende “execute” (çalıştırıyor) ettiriyor.
Madem ki;
DNA'nın bir program olduğu apaçıktır, ve bir program programcısız olamaz,
demek ki senin programcılığın o büyük zâtin programcılığına ancak bir ayna hükmündedir.
Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu “network” ün içinde hadsiz protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi,
madem ki
seninde diğer insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli
donanımı yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor;
ve madem ki
sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye ışık, ses gibi türlü medyayı hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder, kullanır fakat bir yenisini ekleyemezsin;
o halde öyle büyük bir network uzmanı zât vardır ki
senin her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir.
Senin network'çülügün, ancak onun sonsuz ilminden
Arkadaş, aldanma!
Su güzel dünya hayati programı bir "limited trial" (sınırlı, sonlu deneme sürümü) version'dur,
görüyorsun ki
elde ettiğin
Hem hiç mümkün müdür ki
bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda "about" kısmını koyup kendini tanıttırmasın.
Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, network'çüsü ve system administrator'u
olan zâtin her yere işlediği "about" kısımlarını gör, öğren, “full versiyonun” u kazanmak için çalış.
Unutma ki
hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli “log” lar (kaydediliyor) tutuluyor.
Yorum (1) Yorum yaz!
Cuma, Ocak 5 ·
Yorum (1) Yorum yaz!
Cuma, Ocak 5 ·
Yorum (6) Yorum yaz!
Cuma, Ocak 5 ·
Yorum (yok) Yorum yaz!
Perşembe, Ocak 4 ·
-YAVUZ SULTAN'ın Şiiri-
SANMA ŞÂHIM
(Bu şiiri sagdan ve üstten okuyunca aynı satırlar ortaya çıkıyor arkadaşlar. Osmanlıca bilen arkadaşlar! Dikkatli bakın, göreceksiniz!)
TÜRKÇESİ:
~ Sanma şâhım, herkesi sen sadıkâne yâr olur ,
~ Herkesi sen dost mu sandın, belki ol âyâr olur ,
~ Sadıkâne, belki ol âlemde bir dildâr olur,
~ Yâr olur, âyâr olur, dildâr olur, serdâr olur .
Yavuz Sultan Selim (Ruhu şâd olsun.)
ESKİMEYEN ESKİ DOSTUM , ALLAH RAZI OLSUN, VAR OL @--{--
Yorum (yok) Yorum yaz!
Çarşamba, Ocak 3 ·
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava oksuz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi olumlu yalan, gitti olumsuz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kaf dağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yorum (1) Yorum yaz!





